CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve tutuklanmasıyla devam eden eylemler sürüyor.

Eylemlerde bugüne kadar yüzlerce kişi gözaltına alındı. Ankara’daki son durumu değerlendiren Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Emir, şunları söyledi:

“Gözaltındaki gençlerin aileleriyle birlikte bekleyiş içerisindeyiz.  44 gencimizin sevk edilmesini bekliyoruz. Bunların dışında hala Güvenlik Şube’de ve Terörle Mücadele Şubesi’nde bekleyen 56 gencimiz olduğu bilgisi var. Dolayısıyla şu anda 110’un üzerinde gencimiz bayram öncesi bir an evvel ifadelerini verip, sorgularının yapılıp savcılıklar eliyle biran evvel gözaltılara son verilip ailelerine kavuşmalarını bekliyoruz. Aileler de burada bekleyiş içerisindedir. Tam bayram öncesi olması elbette ki ailelerin beklentilerini yükseltiyor. Biz de burada Cumhuriyet Halk Partisi hukuk heyeti olarak buradaki hukukçularımızla, milletvekillerimizle günlerdir adliyedeyiz, sokaklardayız, alanlardayız.

"En demokratik hakkını kullanan vatandaşlarımıza karşı hoşgörülü davranmalı ve orantısız şiddet uygulamamalı"

Alanlardaki konuşmalar bittikten sonra siyasetçiler çekildikten sonra gençlere orantısız müdahale yapılmasın, tutuklamalar yapılmasın diye orada milletvekillerimizi bulunduruyoruz. Ama buna rağmen zaman zaman güvenlik güçlerinin orantısız şiddet uyguladığını, gereksiz yere gaz uyguladığını, gaz sıktığını ve ters kelepçelerle sanki çok ciddi bir teröristi gözaltına alır gibi aldığını, zaman zaman tekmelemeler olduğunu görüyoruz. Buradan bir kez daha uyarıyoruz ki güvenlik güçlerimiz gençlere karşı alanda en demokratik hakkını kullanan vatandaşlarımıza karşı hoşgörülü davranmalı ve orantısız şiddet uygulamamalı. Çünkü Türkiye bir demokrasi ve hukuk devletidir. Bugünlerde hukukun ayaklar altına alınması, anayasanın yok sayılması, temel haklarımızın sınırlanması alanlara gelmenin, eylem yapmanın, gösteri yürüyüş yapmanın, toplanmanın hukuksuz bir biçimde yasak sayılması yine de bizim boyun eğeceğimiz, bundan korkup sineceğimiz durumlar değildir. Gençler, vatandaşlarımız, bizler hep birlikte hem demokrasimize hem Ekrem İmamoğlu'na yapılan bu darbe girişimine hem halk iradesinin hiçe sayılmasına karşı olmaya devam edeceğiz. Ve alanlarda olmaya devam edeceğiz. Anayasal hakkımızı kullanıyoruz. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkımızı kullanıyoruz. Barışçıl olduğumuz konusunda da hiçbir tereddüt yok.

"Çadırların önünde uykuya geçmek üzere olan, gitar çalan, şarkı söyleyen gençleri polisimizin hiç gerek yokken şiddet uyguladı"

Bugün burada gözaltına alınıp ifadesi alınacak olanlar da daha önce buraya getirilen ve dördünün tutuklandığı ama bir çoğunun serbest bırakıldığı gençlerimizle en ufak şiddet uygulamadılar. Ellerinde kesici bir cisim yoktu, yanıcı bir madde atmadılar güvenlik güçlerimizin üstüne. Ve şükür ki, çok mutluyuz ki 9’uncu gününde bu eylemlerde ciddi bir sorun yaşamadık. Bundan sonra da yaşanmamasını umuyoruz ama kolluğun üstüne düşen yasalar içinde kalmak ve yasaları uygularken de demokratik bir tutumla ve hoşgörüyü elden bırakmadan uygulamak gerekir.

Dün akşam ODTÜ’de 9 gencimiz gece 2'de gözaltına alındı. Ve gözaltına alınırken gençlerimizin bırakın toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmayı çadırların önünde gitar çaldığını biliyoruz. Çadırların önünde uykuya geçmek üzere olan, gitar çalan, şarkı söyleyen gençleri polisimizin hiç gerek yokken şiddet uyguladı, gözaltına aldı ve birazdan da onların da umuyoruz ki sorgusu başlayacak.

"Rektör öğrencileri kışkırtacak, tutuklanmasına, gözaltına alınmasına sebep olacak eylemlerden kaçınmalı"

Rektöre de seslenmek istiyorum. Rektörün ilk yapması gereken üniversiteyi korumak, ailelerin size emanet ettiği öğrencileri korumaktır. Gecenin bir vakti polisin içeri girmesine izin verip çadırları önünde gitar çalan, şarkı söyleyen ve geceyi orada geçirmek isteyen gençlerin hem de orantısız bir biçimde hem de şiddet uygulayarak hem de ters kelepçe yaparak gözaltına alınması hem de bunun rektörün izniyle belki de rektörün arzusuyla yapılmış olması son derece olumsuz bir durumdur. Rektörün önce öğrencilerini ve öğrencilerinin temel haklarını öncelemesini beklerdik. Buradan da uyarıyoruz. Rektör öğrencileri kışkırtacak, tutuklanmasına, gözaltına alınmasına sebep olacak eylemlerden kaçınmalı, demokratik bir tutum sergilemeli, bir öğretim üyesine yakışır tavır içerisinde olmalıdır.

Özgür Özel Silivri'de: Ölümü Göze Alırım, Bu Mağdur Çocukların Ahını Yerde Bırakmam Özgür Özel Silivri'de: Ölümü Göze Alırım, Bu Mağdur Çocukların Ahını Yerde Bırakmam

"Güvenlik güçlerinin caminin içerisinde olmayacak işler yapan İBDA-C’li militanlara hiçbir şey yapmadığını biliyoruz"

Buraya birazdan 44 gencimiz gelecek, aileleri burada bekliyor. Biz de onlarla bekliyor olacağız. Ailelerin buradaki beklemesine hem hukuk komisyonumuz hem de milletvekillerimiz eşlik edecek. Biz de zaman zaman kontrol ediyoruz, iaşeleri sağlanıyor. Yeter ki burada demokratik haklarını kullanan gençlerimiz bayram öncesinde biran evvel ailelerine kavuşsunlar. Bunlar üniversite öğrencisi, ders çalışmaları gerekiyor, her biri pırıl pırıl çocuklar. Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençler bunlar. Demokrasiye sahip çıkmak için sokağa çıktılar ve bu muameleyi asla hak etmiyorlar. Güvenlik güçlerinin özellikle Şehzade Camii'nde top oynayan çevik kuvvete, caminin içerisinde olmayacak işler yapan İBDA-C’li militanlara hiçbir şey yapmadığını biliyoruz. Çevik kuvvetin bazı unsurlarının kask numaralarını kapatarak ve sicil numaralarını gizleyerek müdahale ettiğini biliyoruz. Bu emrin polis müdürleri tarafından verildiğini ama kanunsuz emir olunduğunun bilindiği için polis müdürlerinin de oldukça rahatsız olduğunu biliyoruz. Buradan valilere sesleniyoruz. İstanbul Valisi, Ankara Valisi kanunsuz emir vermemelidir, kanuna uymalıdır. Polisin en önce talimat alacağı yer kanundur, anayasadır. Haklarını kullanan gençlere gereksiz yere gaz sıkılması, ters kelepçe yapılması hem de bunun kask numarası olmayan, sicil numaraları gizlenmiş memurlar eliyle yapılmış olması orada önceden suç işleneceğinin bilinmesindendir. Memurumuzu suç işlemek zorunda bırakmayın. Sonunda olacak takibatlara maruz bırakmayın.

"Böyle pusucu anlayışı reddediyoruz"

Dün Cevahir AVM önünde olan olaylara da değinmek isterim. 100’ün üzerinde gencimizin gözaltına alındığını biliyoruz. Oradaki müdahalenin de orantısız şiddet içerdiğini, gereksiz yere olayların kışkırtıldığını biliyoruz. Polisin içerisinde eylemci gibi görünen ama provokatörler olduğunu bildiğimiz insanlar zaman zaman deşifre ediliyor. Devletin görevi elbetteki güvenlik almaktır; hem göstericilerin hem de sokakların güvenliğini almak görevidir. Ama devlet, devletin birimleri, kolluk güçleri, çevik kuvvet halkına pusu kurmaz. Bir taraftan kışkırtıp bir taraftan ters kelepçe ile toplamaz. Bu böyle pusucu anlayışı reddediyoruz. Bunlar aslında bu olayların çok daha yayılmasına korkarız ki çok daha kötü olayların yaşanmasına yol açabilecek olumsuz tutumlardır.

"Her türlü şiddet uygulansın, olaylar provoke edilsin ama kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorlar"

Basına yansıdı, bir bekçinin çevik kuvvet yeleği giydiğini gördük. Bunlar da olacak işler değil. Bunlar da hukuksuz işler ve bugün burada yapılanlar, alanda yapılanlar eninde sonunda hesabı sorulacak işlerdir. Herkesin bir an evvel sorumlu davranması ve hukukun dışına çıkmaması gerektiğinin bir kez daha altını çizmek isterim. Dün medya kuruluşlarımıza, bizim haber alma hakkımız gereğince objektif habercilik yapıyor dediğimiz; iktidarın dümen suyuna girmediği için, yandaş medya gibi olmadığı için, bir milyonluk mitingler düzenlenirken penguen belgeseli göstermediği için muhalif medya diye tanımladığı medya kuruluşları Halk TV, SZC TV’ye, Tele1’e ceza yağdı. Bunun hukuksuz olduğunu, yasal olmadığını, yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve halkın haber alma hakkına bir saldırı olduğunu söylemiştik. Her şeyi yapsınlar, her şey olsun, her türlü şiddet uygulansın, olaylar provoke edilsin ama kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorlar. Milyonlar sokağa çıkmasın, milyonlar hak talep etmesin, milyonlar adalet istemesin istiyorlar. Herkesi eve sokabilmek için de habercileri tehdit ediyorlar, sansür uygulamak istiyorlar. Cezalarla sindirmek istiyorlar.

"Biz sorumlulara tekrar tekrar söylüyoruz ki bir an evvel Anayasaya uyun, yasal sınırlarınıza çekilin"

Biz dün milletvekillerimizle, halkımızla, öğrencilerle RTÜK’ün önüne gittik. Otobüsümüz bizden yarım saat önce gitti, otobüsümüze adeta el koydular, gasp ettiler. Devletin polisi bizim otobüsümüze fiilen girdi, anahtarı aldı, bir şoföre verdi, bir yere çektirdi; önüne, arkasına, yanına polis otolarını yerleştirdi. Bizim geçeceğimiz yollara motorlar barikat şeklinde dizildi. Bizim ve halkımızın RTÜK gibi Ankara’nın ortasındaki bir yere girmemize engel olunmaya çalışıldı. Bunlar sıkıyönetim uygulamalarıdır. Anayasamızdan sıkıyönetim kalkmıştır. Olağanüstü hal fiilen uygulanmaktadır. Biz sorumlulara tekrar tekrar söylüyoruz ki bir an evvel Anayasa’ya uyun, yasal sınırlarınıza çekilin. Tayyip Erdoğan’a yaranacağım diye, bakan olmayı hayal ediyorsun diye ceza yağdırma ve özellikle de bizim demokratik hakkımızı kullanmanın önüne geçme diye bir kez daha sesleniyoruz.

"Müvekkil ‘avukatımı serbest bırakın’ diyecek kadar maalesef hukuk Türkiye’de katledilmiştir"

Ne yazık ki avukatların da tutuklandığı bir sürece girdik. Sanıklar tutuklanıyor, şüpheliler tutuklanıyor, gözaltına alınıyor ama şimdi avukatlar da tutuklanmaya başlandı. Avukatlar sorgusu, aranması, gözaltına alınması, tutuklanması, yargılanması bağımsız yargı adına, adil yargılanma hakkı adına özel ve sıkı mevzuata bağlanmış özel bir meslek grubudur. Ama Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olunca el koyuyorlar, tutuklamaya çalışıyorlar, gözaltına alıyorlar, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını çökertebileceklerini zannediyorlar. Buna bile tevessül ediyorlar. İroniktir ki Ekrem İmamoğlu dün cezaevinde haksız yere tutuklandığı ve siyaseten Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkamasın diye ve İstanbul’u yönetemesin diye konduğu o küçücük cezaevi odasından ‘avukatımı serbest bırakın’ diyor. Normalde avukatın müvekkilinin serbest bırakmasını, tahliye edilmesini beklerken müvekkil ‘avukatımı serbest bırakın’ diyecek kadar maalesef hukuk Türkiye’de katledilmiştir.

"Bu olaylar sırasında toplamda bin 879 gencimiz, vatandaşımız gözaltına alındı"

Bu olaylar sırasında toplamda bin 879 gencimiz, vatandaşımız gözaltına alındı. Bunlardan 20’ı tutuklandı. Ankara’da toplam bugüne kadar 4 gencimizin tutuklandığını biliyoruz. Şu anda 44 bugün sorgusunu beklediğimiz ama Ankara Emniyeti hızlı çalışırsa bayramdan önce sorgusunun bitmesini beklediğimiz 56 gencimiz daha var. Yani toplamda 110’un üzerinde gencimiz var. Bunların biran evvel sorgularının tamamlanıp burada savcılığa çıkıp, suç işlemediklerini hepimiz biliyoruz, bir an evvel tahliye edilmelerini, gözaltıların sonlandırılmasını ve aileleriyle birlikte bayrama bayram gibi girmelerini umuyoruz. Bu işlemleri yapacak herkesten de bu sorumluluğu ve hukuka saygıyı bekliyoruz.”

Kaynak: ANKA